Yazı Detayı
10 Haziran 2019 - Pazartesi 10:58 Bu yazı 670 kez okundu
 
SSCB ve Sosyalist-Komünist ideolojiye takılıp kalmış olanlar…! (1)
Adnan Pelvanlar
adnanpelvanlar2@gmail.com
 
 

SSCB ve Sosyalist-Komünist ideolojiye takılıp kalmış olanlar…! (1)

 

K. Marks ve F. Engels kurucusu oldukları sosyalizme, onu ütopik sosyalizmden ayırmak için, “Bilimsel Sosyalizm” adını vermişlerdir. SSCB’nin yıkılmasından sonra bugün de bütün sosyalistler-komünistler, savundukları sosyalist düzenin “Bilimsel Sosyalizm” olduğunu iddia ediyorlar…!!! 

 

Sosyalist ideolojiye göre üretim araçları (makineler, sermaye, toprak, emek ve hammadde) kişilerin değil kamunun mülkiyetinde olmalıdır. Bu nedenle sosyalist sistemde, üretim araçlarına, başkalarını çalıştırmak amacı ile kişilerin sahip çıkması söz konusu olamaz.

 

Sosyalizmde her şey, merkezi yönetimin iradesi altında ve kontrolünde, merkezi bir planla yürür ve işler. Bu Merkez, yaşamın her alanında kendini gösteren tek ve katı bir iradedir.

 

 

Lenin, bu Merkezi İrade’yi şöyle ortaya koyuyordu: “Tek bir iradeye kayıtsız şartsız boyun eğmek, çalışma süreçlerinin başarılı olması için mutlak bir zorunluluktur… Devrim, sosyalizmin çıkarları adına, kitlelerin, çalışma sürecini yönlendirenlerin iradesine kayıtsız şartsız itaat etmelerini ister.”

 

Lenin, söz hakkı isteyen işçilere çok sert tepki gösteriyordu: “Bir üreticiler kongresi! …bu aptallığı tarif edecek sözcükleri bulmak zordur… Üretim yapmak her zaman zorunludur, ama demokrasi zorunlu değildir.” 

 

1991 öncesinde tüm Doğu Bloku ülkelerinde tarladan değirmene, atölyeden fabrikaya, fabrikadan tüketiciye kadar her şey Merkezin, Merkezi İrade’nin yaptığı planlamaya göre gerçekleştirilmeye çalışılıyordu. Ne kadar alana arpa, buğday ekileceği, kaç ton peynir, salam üretileceği, hangi renkte kaç adet ayakkabı, kaç adet kiremit, televizyon, vagon, otomobil üretileceği vs vs her şey Merkez’in yaptığı planlar kapsamında ele alınıyordu.

 

Sonuçta Merkezi Planlama ile yapılan üretim adetleri, miktarları bazı ürünlerde yetersiz kalıyor, bazılarında artış oluyordu. Örneğin, üretilen vagonların bir kısmı stoklarda kalırken, salam miktarı ihtiyaca yetmiyordu. Bulgaristan’da Kiremit bulamayanlar çatılarına çavdar saplarını seriyorlardı… Tuğla yoktu, zar zor çimento bulabilenler taş kullanıyorlardı.

                                                                          

Arz ve talebin dengelenmediği alanlarda fiyat artışı yani enflasyon kaçınılmazdır. Ancak Sovyetlerde paranın değerinin ve fiyatların sabit tutulması, yaşanan enflasyonu gizliyor fakat kıtlığı gizleyemiyordu.

 

Diğer taraftan sosyalist ekonomide güdüleme (moral, motivasyon) unsuru olmadığından yani başarılıların ödüllendirildiği bir sistem olmadığından üretimdeki kalite, verimlilik artmıyor, yaratıcılık vasat kalıyordu.  

Sovyetlerde tek bir irade vardı: “Merkezi İrade”; ülkedeki tüm insanların kişisel iradesi yerine geçiyordu.

Sovyetler dağılmadan Eylül–1990’da Moskova’da bulundum. Miyop tedavisi için Prof. Fiederof Enstitüsü’ne gitmiştim.

Moskova’da kaldığım toplam 14 günlük süre içerisinde yaşamın her alanında, kişisel iradenin yerini Merkezi İrade’nin almış olduğunu yaşadım, gördüm. Moskova’ya giriş yaparken üzerimdeki nakit paralarla birlikte alyansımı da beyan ettim. Geri dönüşte beyanımda görülmezse alyansıma el konulabileceğini söylemişlerdi.

Moskova’da kaldığım otelin yemek salonundaki orkestra 15 dakika çalıp, 5 dakika ara veriyordu. Nedenini sorduğumda: “Merkez’in yönetmeliği böyle…” dediler. Dakika şaş(a)mıyorlardı; robot gibiydiler…!

SSCB’deki Merkezi İrade’yi yazmaya devam edeceğim…

 
 
 
Etiketler: SSCB, ve, Sosyalist-Komünist, ideolojiye, takılıp, kalmış, olanlar…!, (1),
Yorumlar
BORNOVA GAZETESİ

YAZARLAR
Haber Yazılımı